Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü 2026: Küresel etki için yerel hareket etmek

Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü 2026: Küresel etki için yerel hareket etmek

Dünyada biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla 22 Mayıs 1992 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin kabul edilişinin yıl dönümü olan 22 Mayıs, her yıl tüm dünyada Biyolojik Çeşitlilik Günü olarak kutlanıyor.

Yeryüzündeki çeşitlilikleri korumak ve geliştirmek amacıyla her yıl belirlenen temalar ile eğitimler ve etkinlikler düzenleniyor. 2026 yılının teması “küresel etki için yerel hareket etmek” olarak belirlendi. Büyük küresel değişimler yerelde başlar düşüncesiyle biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmanın, yalnızca devletlerin değil yerel toplulukların, belediyelerin, gençlerin, çiftçilerin, yerli halkların ve bireylerin aktif katılımıyla mümkün olduğunu vurgulayarak hepimizi biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmak ve tersine çevirmek için harekete geçmeye çağırıyor. 

30x30 Hedefleri

Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi'nin (2022) kabulü ile hedeflerine ulaşılması için belirlenen son tarihi arasında tam olarak yolu yarıladık.

2030 yılına kadar ulaşılması hedeflenen 23 amaç arasında kara, deniz ve iç su alanlarının en az %30’unun koruma altına alınması, bozulmuş ekosistemlerin %30’unun restore edilmesi, istilacı yabancı türlerin yayılımının yarı yarıya azaltılması ve doğaya zarar veren sübvansiyonların yılda 500 milyar dolar azaltılması yer alıyor.

COP 16'da alınan dönüm noktası niteliğindeki bir kararla taraflar, yerel toplulukların karar alma mekanizmalarındaki rolünün artırılmasına karar verdi. Bu durum, 2026 teması olan “küresel etki için yerel hareket etmek” anlayışıyla da doğrudan ilişkilendirilebilir.

2022–2026 döneminde bazı ilerlemeler sağlansa da hedeflere ulaşma konusunda hala çok yetersiz kalıyor. Finansman eksikliği en büyük engellerden biri olurken, küresel izleme mekanizmalarının geliştirilmesi ve yerel toplulukların sürece daha fazla dahil edilmesi önemli kazanımlar oldu.

Doğa tamamen “yok olmuş” değil. Ama insanlık ilk kez gezegen ölçeğinde biyosferin çalışma sistemini bozacak seviyeye ulaştı.

Bugün;

  • Kara yüzeyinin yaklaşık %75’i insan faaliyetleri nedeniyle değişime uğramış durumda,
  • Denizlerin %66’sı yoğun insan baskısı altında,
  • Sulak alanların %85’i kaybedildi,
  • Mercan resifleri kritik seviyede zarar görüyor,
  • Amazon yağmur ormanlarının %17–20’si yok edildi, daha büyük bölümü ise parçalanma ve kuraklık tehdidi altında,
  • Yaklaşık 1 milyon tür yok olma riskiyle karşı karşıya.

 

En büyük tehlike, habitat kaybı, iklim değişikliği, aşırı tüketim, kirlilik ve istilacı türler. Bu tehditler birbirlerini güçlendiriyor. Bazı ekosistemler geri dönülemez ve kurtarılamaz durumda.

İnsanlık geri dönüşü başarabilir mi?

Bu artık teknik değil politik ve ekonomik bir soru. Kunming-Montreal hedefleri bilimsel olarak mümkün olsa da politik olarak çok zor görülüyor. Çünkü,

Bilimsel olarak, restorasyon mümkün. Doğa inanılmaz dayanıklı ve bazı ekosistemler şaşırtıcı şekilde hızlı iyileşebiliyor. Ama ekonomik olarak, dünya ekonomisi hala sürekli büyüme, yoğun tüketim ve doğal kaynak çıkarımı üzerine kurulu.

Türkiye

Biyolojik çeşitlilik denildiğinde Türkiye, dünyanın en özel coğrafyalarından biri. Asya ile Avrupa arasında doğal bir köprü olan ülkemiz, farklı iklim yapısıyla binlerce canlı türüne ev sahipliği yapıyor. Anadolu’da yetişen pek çok bitki türü yalnızca bu topraklarda bulunurken, kuş göç yollarının kesişim noktasında yer alan Türkiye, yaban hayatı açısından da büyük bir zenginliğe sahip.

“Küresel etki için yerel hareket etmek” anlayışı aslında yıllardır birçok kurumun ve doğa gönüllüsünün sürdürdüğü çalışmaların önemini ortaya koyuyor.

Viaport Marina bünyesinde yer alan Aslan Park ve ViaSea Akvaryum da bu farkındalığın oluşmasına katkı sağlayan önemli alanlardan biri. Ziyaretçiler burada birçok farklı canlı türünü yakından gözlemleme fırsatı bulurken, doğal yaşamın korunmasına yönelik bilinçlendirme çalışmalarıyla da buluşuyor. Özellikle okul gruplarına yönelik gerçekleştirilen eğitimler sayesinde çocuklar ve gençler, biyolojik çeşitliliğin önemini deneyimleyerek öğreniyor.

Bugün dünya yeni bir tema etrafında birleşiyor olabilir. Ancak bizler doğayı koruma, türlerin devamlılığına destek sağlama ve toplumda farkındalık oluşturma çalışmalarını uzun yıllardır sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki doğayı korumanın en güçlü yolu, insanlarla canlılar arasında bağ kurabilmekten geçiyor.

Çocukların ve gençlerin doğayla daha güçlü bir bağ kurmasını sağlamak için, eğitim ve farkındalık çalışmalarımızla her yaştan ziyaretçiyi biyolojik çeşitliliği birlikte keşfetmeye davet ediyoruz. Siz de kendi grubunuza özel bir eğitim planlamak isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.

(0216) 560 18 00

Kaynak

  1. Convention on Biological Diversity (CBD). Kunming-Montreal Global Biodiversity Framework. COP 16 Decision 15/4, Montreal, 2022.
  2. Kunming-Montreal Global Biodiversity Framework | UNEP- UN Environment Programme